Güncel

Takım Tutmanın Mantığı ve Taraftarlık Kavramı

Çağımızın en büyük kitle birleştirici araçlarından biri, futboldur. Futbolun yanı sıra basketbol, voleybol gibi ekip sporları da, bu sınıflandırmaya dahil edilebilir.

5556_546_317_a2023d75 Çağımızın en büyük kitle birleştirici araçlarından biri, futboldur. Futbolun yanı sıra basketbol, voleybol gibi takım sporları da, bu sınıflandırmaya dahil edilebilir. Birbirinden bağımsız insan topluluklarını birleştiren bu alıcı sporlar, bununla beraber bu toplulukları kitleler halinde karşı karşıya da getirebilmektedir. Bunun en basit örneği ise, ülkemizde de fazla sıcacık şekilde gözlemlenebilen, taraftar olgusundaki fazla benimseme ve şiddetli sevgi durumudur.

Çocuk yaşlarda, lüzum aile, lüzum misal alınan büyükler, gerekse değişik çevresel faktörler sebebiyle, bireyler belirli spor takımlarına gönül vermeye başlarlar. Ekip tutma şeklinde adlandırılan taraftarlık olgusunun en kritik aşaması, çocukluk aşamasıdır. Çünkü, çocuk inadı ve ezilmeme iç güdüsü, birbirinden öbür düşünen ve öbür takımları destekleyen çocuklar arasında, takımları dına bir yarışmaya dönüşmektedir. Bir çocuk, diğerine, kendi takımının karşı taraf takıma nasıl ayrım attığını, hangi kategorilerde menfaat kurduğunu ispatlamaya ve iknaya çabalarken işte tam bu sırada, içindeki gelişen taraftara da sağlam bir zemin oluşturmaktadır. Tekrar çocukları etkilemeye yönelik alınan kulüp ürünleri, armalı formalar, forma arkasına isim yazdırmalar, futbol ayakkabıları ve çorapları, yer yer ter silmek için kulüp armalı bileklikler de, çocukları takımlarına bağlayan psikolojik faktörlerden birkaçıdır.

5556_mac_izlemekGençleşen ve büyümesini sürdüren birey, kendi yöresine de desteklenmek ve bu yöreye ait hissetmek duygusuyla, yerel takımını da doğru içe desteklemeye ve takip etmeye başlar. Bu nedenledir ancak, 3. Lig klasman gruplarında oynayan köy takımları bile, bugün yamalı sahalarının kenarlarına onlarca genci çekebilmektedirler. Ama başlıca taraftarlık, ülkenin büyük takımlarını destekleme konusunda göze çarpmaktadır. Genç kişi, birazcık daha yaşı ilerledikçe, bir takım ilkelere de yük vererek, aynı zamanda geçmişinden gelen duygusallığı da kalbinde barındırarak, takımına daha fazla bağlanmaktadır. Artık, takım alıkoyma duygusu, sidik yarışları üzerine yok, daha da mantık çerçevesine oturtulmuş vaziyettedir. Bir yanlamasına maçlara giderek ya da lisanslı ürün alarak kulübüne yardım olan birey, diğer yana da spora etki eden siyasi havayı, milletlerarası spor kuruluşlarının sağlam olup olmadığını, transfer ücretlerinin neden bu değin çok yüksek olduğunu ve futbolun artan bir şekilde büyük bir endüstri halini alması halini sorgulamaya başlar. Fakat gerçi, geleneksel takım tutma alışkanlığından caymak böylece da kolay değildir.

Eğitimli bireylerin, yukarıda sanılan bazı konulara kafa yormasıyla birlikte, yine de takımlarından ve bu tutkudan vazgeçmemesi, daha eğitimsiz bireylerin sırf takımları için şiddete başvurması ve yer yer de adam öldürmeye kadar dışarı giden holiganizm duygusunun esiri olmasını bir nebze olsun açıklamaktadır. Birey ister çok eğitimli olsun, isterse zır cahil olsun, kalplerdeki sevgi ve öfke aynıdır. Ayrım ise, birinde vicdan ve mantığın caniliği ve ilkelliği bastırması; diğerinde ise bastıramaması halidir.

Bir gruba ait olma dürtüsü, en çok futbol endüstrisinde kendisini gösterir. Sosyal hayatında bazı konularda görece bastırılmış veya bir topluma kendini ait hissedememiş insanların, bazı taraftar grupları aşağıda ruhlarını bulabilmiş olması, sahiden bu durumun özetidir. Hiç tanımadığı insanlarla, aynı saflarda ve omuz omuza bağırmak, psikolojik açıdan kişinin kendini yalnız hissetmemesini de açıklamaktadır. Oysa bu durum, “gruplara aza olan her birey, sosyal yalnızlık çekiyor” biçiminde bir genelleştirme yapılmasını da haklı kılmaz. Önemli olan, bu tutkunun kişiye sevinç verip vermediğidir. Yani, kişi eğer o taraftar grubuyla mutluluğu yakalayabiliyorsa, gerisi onun için teferruattır.

5556_fans_scarvesYalnızca futbol yok, taraftarı olunan kulübün neredeyse her branşının peşine düşüp takip edilerek, uğrunda mücadeleler verilmesi de, bu konunun sınırları dahilindedir. Kadın basketbol karşılaşmalarından, engelli sporlarına kadar adeta tüm branşlar, taraftarlarca ilgiyle takip edilmektedir. Ekip tutma konusu, sosyal hayatta bir üstünlük idrak etme duygusuna da neden olmaktadır. Örneğin, desteklenen takımın, karşı taraf takımı bir akşam önceki maçta yenmesi, ertesi gün meslek yerinde ballandıra ballandıra anlatılan bir hadiseye evrilebilir. Bu şekilde, kişiler bir birileri üstünde avantaj ve baskı kurmaya dahi kalkışabilir. Halbuki olan şey basittir. Futbolcular büyük paralar almaya devam edip, taraftarlardan kat be kat lüks ve refah içinde yaşarken, taraftarlar sosyal hayatta birbirlerini yemektedirler.

Toplumun gözden kaçırdığı nokta şudur; futbol, basketbol ya da voleybol sadece bir oyundur. Bu uğurda maçlara gitmek, takımları peşine düşüp takip etmek, kombine biletler elde etmek, deplasman otobüsleri meydana getirmek gibi eylemler, tutkudur. Karşılaşmaları izlemek, keyiftir. Ancak bunlardan ziyade, takımlar uğruna kişilerin birbirlerini incitmesi, kırması, kuvvet eylemleri uygulaması, kavgalar etmesi, küfürler savurması, saçmalıktan başka bir şey değildir. Zaten böylece de, ülke futbollarının ve paralel olarak toplum gelişmişliklerinin incelenmesi sonucu, bu mantığı kavrayabilen ülkelerde bir spor refahından söz edilebilmektedir. Spor, ekip tutma, taraftar olma kavramları, ayrıştırıcı değil; aksine birleştirici elde etmek zorundadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.