Güncel

Savaş Transı Nedir?

5251_335495615082015_1258207176Bu makalemizde, daha önce literatürde üzerinde pek durmayan ya da farklı bilinç halleri olarak ele alınan, başlıca planlı saldırganlık durumlarında ortaya çıkan genel psikofizyolojik insan davranışları işlenecektir.

Ele alınan konu kitle psikolojisi , cinnet halleri, hafıza kontrolü, şiddetin doğası gibi kavramlarla yakından ilişkilidir. Kişiler , alışılagelmiş bir fiziksel ve ruhsal iyi olma halindeyken bile yıkıcı travmatik davranış ve eğilimlere olabildiğince yatkındırlar, fakat medeniyetin getirdiği zorunlu hayat biçimleri, toplumsal sözleşmeler , yasalar ve yaptırımları insandaki bu yıkıcı ve kontrolsüz zorlama eğilimini bastırır .Her yönüyle meşrulaştırılan bir yıkım ve kıyım olan savaş hali işte insandaki bu yıkıcılık ve değil ediciliği açığa çıkarır.

İnsandaki yıkıcılığın kökeni nedir ?

Bu konu üzerine 19. yüzyıldan itibaren bilimsel olarak eğilen bilim insanları herkesin üstünde uzlaşacağı bir yargıya varamamışlardır. İnsan doğasındaki zorlama olgusunun ilkel atalarımızdan tevarüs ettiğini savunan evrimsel psikologlar bu davranışların acımasız doğa koşullarında hayatta kalabilmeye yönelik bir tavır olarak geliştiğini, en yüksek saldırganlığa sahip olanın hayatta kalmasının böyle bir ruhsal sapmayı doğurduğunu ileri sürmüşlerdir.Ayrıca insanla birlikte öbür canlılarda da gözlemlenen bu kendinden geçme hali biçiminde ortaya meydana çıkan facia halinin daha fazla kolektif yaşam anlayışına sahip topluluklarda görülmesinden yola çıkan biyopsikologlar bu davranışın sürü liderliğini elde tutmaya yönelik acımasız iktidar hırsının böyle bir davranışı zorunlu kıldığını açıklama etmişlerdir.

5251_304875-3-4-e4dc7Psikanalizin babası olarak aşina S. Freud ise insandaki bu kontrolsüz yıkımın ilkel atalarımızdan devr aldığımız doğuştan hepimizde var olan ‘ ölüm duygusundan kaynaklandığını öne sürmüştür.Ölüm duygusu ‘Thatanos olarak hayatımızın en büyük endişe kaynağını oluşturur.Kişi bu duygunun zihinde oluşturduğu zorluk ve baskıdan kurtulmak için afet ve saldırganlık davranışları sergiler.Freud, hayatımızın iki temel belirleyici dürtü olan ‘Libido ve ‘Thatanos civarda şekillendiğini ileri sürer.Ona kadar sevgi cinsellik , sanat gibi yapıcı etkinlikler Libidodan ; yıkım saldırganlık, Vandalizm, nefret edilen şey gibi duyguların da vefat duygusunun kaynağı olarak ifade edilen Thatanostan doğar.

Başlıca olarak hepimizde belli oranlarda olduğu aşina felaket ve saldırganlık davranışlarının tekrar tekrar ve herkeste benzer sıklıkta görülmemesi bu meselenin birtakım sinirsel hastalıklarla ilgili olabileceğini göstermektedir.Modern tıbbın sunduğu olanaklar çerçevesinde yapılan araştırmalardan elde edilen veriler.Savaş transı ya da cinnet olarak ifade edilen durumun öbür sinirsel aktivitelerin sıradan seyrin dışına çıktığında yaşandığını göstermektedir.Bu trans hallerinin genetik , kazalara emrindeki veya boy dini hayat halleri olarak nitelendirilen meditasyon sonucu olabildiği gibi birtakım kimyasalların da bunu sağladığı bilinmektedir.
Kendini değişik şekillerde bildiren ‘Savaş Transı, jurnal hayatta en fazla baskı aleviyle beslenen kitlelerde ceset bulur. Kitle psikolojisi olarak da ele alınan bu koşul, şiddete yönelik trans halinin kolay bir yansımasıdır.

Kitle ruhu ile hareket eden kişiler fiilen kendi başlarınayken yapamayacakları şeyleri rahatlıkla yapabilmekte, belirgin bir bilinçsizlik ve iradesizlik içinde hareket edebilmektedirler.Kitle sinerjisinin yarattığı muazzam devingen etraf tıpatıp bir mıknatıs gibi bireyi kendine çekerek her türlü mantıklı muhakemeden ve ahlaki normdan ayrılarak aleni bir kontrolsüzlük haline evrilir. Kitle içindeki kişi oluşan baskı dalgasıyla yoğun ve yüksek bir yenilmezlik duygusu yaşar. Bu yenilmezlik duygusu bireyi düşünce ve duyarlı sahibi insanların uzaktan duracağı tehlikeli eylemleri hayvani bir duyarsızlık ve körlemesine girişkenlikle eyleme sevk eder.Kitle hipnozu olarak nitelendirilen kalabalıkların tek bir yönlendiriciyle kocaman çılgınlıklara sürüklendiği bu koşul istihbarat örgütleri tarafından oldukça çok üzerinde durulan bir alandır.

5251_psikolojik

Savaş Transı zarfında değerlendirebileceğimiz öteki bir kavram da, fikir kontrolüdür. Başlı başına bir konu olan zihnin nasıl denetleme edildiği çok karışık ve derinlikli bir konu olduğundan burada yalnızca zihni domine edilen bireyin göstereceği kontrolsüz baskı hallerini irdelemeye çalışacağız.Zihni denetim altına alınan kurban kendisine verilen yüksek dozda metaamfetamin ve nöröadrenalın etkisiyle kendinden geçmişçesine saldırganlını devam ettirebilir.Tıpkı ‘zombi filmlerinde olduğu gibi bu kişiler kendilerine ne dek aleyhinde konulursa konulsun etkili bir şekilde bertaraf edilmedikleri sürece yok etmeye çalıştıkları kimseye veya topluluğa karşısında eylemlerini devam ettirebilirler.

Savaş Transının belli başlı konusunu teşkil eden mademiz ise orduların savaşlarda askerlerin dayanıklılıklarını arttırıp hissizleştirerek vefat makinelerine dönüştürmeye çalıştığı askerlerle ilgilidir.Tarihin ilk dönemlerinden beri birbirine aleyhinde savaşan ordular rakiplerini öldürmek için cesareti en üst düzeyde askerlere sahip elde etmek istemişlerdir.Bir ordu için çoğu zaman askerlerin düşünmeleri ve yaptıkları şeyi sorgulamaları bile dezavantaj olarak görülmektedir. Bakıldığında beyni sağlıklı düşünme yetisine sahip her insan için savaş zorunlu haller olmadıkça hiçbir mazeretle sürdürülemez. İşte sürekli başka ulusları sömürmenin ve rakiplerini değil etmenin gerisinde olan ordular bir makine gibi hissiz ve acımasız askerler arkasında olmuşlardır. Japon ‘Samuraylardan Orta Çağın ‘Şövalyelerine ; Hasan SABBAH’ın ‘Fedailerinden günümüzün komandolarına bu arayış hala devam etmektedir. En son örneğini “Mançurya Kobayı” örneklerinde gördüğümüz bu askerler hala da lüzum suikastların gerekse de özel operasyonların tartışmalı figüranları olarak kullanılmaya devam edilmektedirler.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.